BOOKING

Aysun Karadoğan Eposta: aysun@aynurdogan.net

Çıkış İletişim Basın | Galeri | Linkler | Ziyaretçi Defteri | Konserler | Ortak Çalışmalar | Albümler | Biyografi | Anasayfa Şarkılar | Anasayfa Spotu | Konser Spotu |

Aynur, Yo-Yo Ma ve Silk Road Ensemble, Kayhan Kalhor ve Kinan Azmeh 15 Eylül’de Massey Hall/ Toronto\'da 15.09.2015

Aynur, Yo-Yo Ma ve Silk Road Ensemble, Kayhan Kalhor ve Kinan Azmeh 15 Eylül’de Massey Hall/ Toronto\'da

Aynur özel konuk olarak bu geceye eşlik edecek
BASINDA AYNUR
Hürriyet, 15.03.2009

Yan yana geldiğimizde bir puzzle’ın birbirine cuk oturan parçaları gibi oluruz

Ajda Pekkan, Tunceli’nin Çemişgezek'e bağlı Doğan köyünden çıkan Aynur Doğan'ı ilk kez Gönül Yarası filminde izler, sesine hayran olur. Aynur Doğan, Ajda’yı köyüne televizyon geldiğinde, 10 yaşındayken duyar, Batı müziğini ilk defa onunla tanır. Aradan yıllar geçer Aynur Doğan The Times’a kapak olan, albümleri dünyanın her yerinde satılan müthiş sesli bir Kürt sanatçıya dönüşür. Ajda hálá bir süper stardır. Pazartesi gecesi İstanbul’da Hürriyet’in Güldünya konserinde buluşur, birlikte Şivan Perwer’in Keçe Kurdan şarkısını söylerler. Aynur’un dediği gibi bu büyük bir hareket. Hem Türkiye için hem de tanıdığımızı sandığımız Ajda için.

Bir kere itiraf edelim: Onun yaptığını herkes yapamaz, yapsa da bu kadar önemli olmaz, bize dokunmaz, hayatımızın ortasına oturmaz. Çünkü o Ajda. Kim olduğunu, bizler için ne anlama geldiğini kelimeleri döndüre döndüre anlatabilirim ama ne gerek var. Hem zaten o şimdi bambaşka bir Ajda. Keçe Kurdan’ı söylediği o gece sadece siyasi bir duruş sergilemiyor, aslında kendisiyle ilgili de içini döküyor: Ne ben bildiğiniz Ajda’yım, ne de bu ülke artık sandığınız ülke.

AYNUR DOĞAN
Asıl işi Ajda Hanım yaptı, devrim gibi büyük hareketti
İlk Ajda şarkısını nerede duydunuz?

-Tunceli Çemişgezek’in Doğan köyündenim ben. Köye ilk televizyon geldiğinde gördüm onu. On yaşındaydım. Ajda Hanım Eurovision’a katılmıştı ve Aman Petrol şarkısını söylüyordu...

Sizin için Ajda kimdir?

-Benim geldiğim yerde kadınlar sıkıntılarını hep ağıtlarla dile getirirler. Aslında Ajda Hanım da şehirli ve özgür kadını anlatır şarkılarında, onların sıkıntılarını dile getirir. Bu bakımdan bir ortak nokta var. Bir yandan da benim için çok uzak ve yukarıda bir isim. Ben Türkçe’yi ilk defa ilkokuldayken duymuş, öğrenmiş biriyim. Doğu ve Alevi kültüründe, dengbejlerle, sazlarla büyümüşüm. Ajda ise Türkiye’de Batılı olmanın karşılığı gibi, hem kadın olarak duruşu hem de sesi benim kulaklarıma başka türlü geliyor. Yine de bütün Türkiye’nin olduğu gibi bizim köyümüzün de süper starıdır. Her zaman takdir edilir. B atı müziğini onunla tanıdım diyebilirim. Hiç ezbere bildiğiniz şarkısı var mı?

-Bir tane: Hür Doğdum. Duysam tanırım hepsini ama ezbere bilmem. Yeni yeni başlıyorum, bundan sonra ezberleyeceğim. Becerebilirsem bir konserimde bir Ajda parçası da ben patlatmak isterim. Ama takdir edersiniz ki Ajda parçası söylemek o kadar kolay değil.

Siz lisedeki bir veda partisinde dayak yediniz, şimdi Ajda Pekkan’la Kürtçe düet yapıyorsunuz. Türkiye’de çok şey değişmedi mi sizce?

-O veda partisi ne zamandı biliyor musunuz? Tam yirmi yıl önce. Yirmi yıl sonra bu düeti konuşuyoruz. O zamanlar bugünleri hayal edemezdim, aklımdan geçse bastırırdım. Tabii iyi yol almışız. Hiç küçümsenecek bir şey değil. Bu Türkiye’nin yolculuğu işte, iyi bir yere varacağız. Ben zaten Kürtçe şarkı söyleyen biriyim. Asıl işi Ajda Hanım yaptı. Büyük hareketti. Herkese örnek olacak bir devrim bence.

AJDA PEKKAN

Başka bir noktadayım artık, bunu görün

Sizinle ilgili soğuk, fildişi kulesinde yaşayan star kadın imajı var. Belki de o yüzden Aynur’la Keçe Kurdan’ı söylemenize şaşırdık...

-Öyle göründüğümün farkındayım. Bazen doğrularımla, bazen hatalarımla, bazen çekingenliğimle, bazen de cesaretimle bugünlere geldim ben. Uzak durmamın nedeni çok basit: Çevremdeki, sanat dünyasındaki insanları çok iyi gözlemledim ve ne kadar acımasız olabileceklerini gördüm. Ve tüm bunlardan uzak olmak için ilke olarak kendimi geri çektim. Evet, belki sonunda hem sanatçı hem de insan olarak bazı şeylerden fazla uzak kaldım. İnsanlar beni kafalarında bir yere koydular. Sizin bahsettiğiniz gibi algıladılar. Herkesin beni görmek istediği gibi olmak istemiyorum, artık ben kendi olmak istediğim gibi olmaya karar verdiğim bir dönemeçteyim. Artık kendim için eylem yapacağım. Güldünya projesi, Aynur’la düetimiz bunun bir başlangıcı. Bundan böyle daha da fazla gümbürtü koparmak istiyorum; iyi ve sosyal anlamda gümbürtüden söz ediyorum burada. Size ne oldu tam olarak?

-Bilmiyorum, başka bir noktadayım bugün. Kolay bir hayatın içinde yaşamıyorum, motivasyonumu ve saygımı korumak için kendime bakmayı sürdüreceğim. Ama artık narsisizmimi yaptığım ivmelere karşı duyuyorum. İçimi yoğun bir şefkat duygusu kapladı. Bu anaçlık hissi nereden çıkıyor, inanın ben de anlamış değilim. Geçen gün bir çocuk mu evlat edinsem diye geçirdim mesela. Sonra da dedim ki ya ne kadar zor bir çocuk bakmak bu dünyada. Hemen eski korkularım su yüzüne çıkıyor.

Hangi korkular?

-Ne korkusu olduğunu biliyorum, bazen bu korkuyu içimde bir cızırtı olarak duyarım ama dile getirmem. Çünkü bu tür şeyler çok kullanıldı bugüne kadar. Ama artık söyleyeyim: Annem babamdan şiddet gördü. Bunu hayatımın büyük bir travması haline getirmiş değilim, en önemlisi bu. Evet benim de başıma geldi ama yani geldiyse geldi. Böyle nahoş olaylara tanıklık ederek başlattım hayat mücadelemi. Eğer evimde bütün o kavgalar gürültüler olmasaydı bugün Ajda Pekkan olamazdım.

DAHA EVVEL CESARET EDEMEDİM YA DA İHTİYAÇ DUYMADIM

İki hafta önce cezaevini ziyaret ettiniz. Geçen hafta Kürtçe şarkı söylediniz. Aslında siz zannettiğimiz gibi apolitik değil miydiniz?

-Hiçbir zaman apolitik değildim. Durulması gereken yerler var, yürünmesi gereken yerler var. Benim erişebileceklerim var, beni tamamıyle aşan şeyler var. Ben bu ülkede bir ölçüyüm ve bazen yanlış yapmaktan korkarak siyasi anlamda fazla durağan davranmış olabilirim. Bana göre her şeyin bir zamanı var. Ama bana göre! Bugüne kadar kimsenin sözüyle hareket etmedim, kimseden etkilenmedim. Bu kez de yine içimdeki sesi dinledim. Yukarıdan gelen mesajları dinledim. Benim orayla çok iletişimim var. Hayatlarımızı yönlendiren büyük güçlerden çok güzel dersler ve sesler alıyorum. Bugüne kadar yutkunduğum şeyleri artık söyleyeceğim, bu anlamda rahatladığımı hissediyorum.

Sadece güzel bir görüntüden ibaret olmaktan sıkıldım, bambaşka biri olayım diyorsunuz öyle mi?

-Doğru. Benim saçım nasılmış, ne giymişim, ne çıkartmışım, kaç defa ne yaptırmışım bir zaman sonra insanı sıkıyor ve kasmaya başlıyor. Bunlardan kurtulmak istiyorum. Sadece sanatçı değilim, insanım. Artık öyle bir noktaya geldim ki, bildiklerimi, geldiğim yeri başkalarıyla paylaşmak istiyorum. Belki daha evvel buna cesaret edemiyordum ya da gerek duymuyordum. Zaman, paylaşma zamanı artık. Bu benim vazifem! Şu anda iyi bir şey yapmış olmanın verdiği hisle o kadar yükseklere çıktım ki kaç gündür bir türlü yere inemiyorum.

Bambaşka Ajda’nın müziği nasıl değişir?

-Bana besteler geliyor, hálá eski Ajda şarkıları tipindeler. Ben o modelleri çoktan geçtim. Şimdi Türkiye mozağinin içine girmek istiyorum, doğu-batı sentezi yapmak istiyorum. Kimse bunun farkına varmıyor, yırtınıyorum kaç senedir! Başka tür şarkılar söylemek istiyorum diyorum, olmaz sen Ajda’sın insanları bu şarkılara alıştırdın diyorlar. Bu Güldünya konseri benim hem sosyal anlamda hem de müzikal anlamda başka bir noktaya geldiğimin işaretiydi, bunu görün!

-Size karşı çok önyargılıydım
-Sana o kadar hak veriyorum ki Aynur
Siz Aynur’un sesini ilk nerede duydunuz?

Ajda İlk kez Yavuz Turgul’un Gönül Yarası filminde dinledim ve şoke oldum. Böyle bir ses olamaz yarabbim! Kimdir bu diye çıldırıyordum az kaldı. Ama yaptığımız müzik o kadar farklı ki bir gün yollarımız nerede kesişir, cevabı aklımın ucundan geçmemişti.

Ajda’yla karşılaşmadan önce hakkında ne düşünüyordunuz? Aynur Ona yanaşmak, ona doğru bir adım atmak beni çok ürkütürdü. Ama tanıştıktan sonra kendimden utandım, gerçekten! Ne kadar önyargılıymışım, aslında o ne kadar tatlı ve sahiciymiş dedim. Ne kadar mütevazymiş. Sesi ne kadar tertemiz, kirlenmemiş bir yerden geliyormuş!

Ajda Ama sana o kadar hak veriyorum ki Aynur. Ben de yıllarca kendime karşı çok önyargılı davrandım! Yine sen benimle ilgili önyargını çok kolay kırmışsın. Bir sürü insan hál kıramadı. Benim televizyonda, sahnede şarkı söyleyen kadın olduğumu zannediyorlar. Hem gizemli kalabilmek, hem de içimdeki gerçek beni yansıtabilmek çok zordu. Belki de ben o dengeyi kuramadım bazen, o yüzden haklıydın beni tanımadan önce böyle düşünmekte.

Düetin hikayesi nedir?

Aynur Vuslat Doğan Sabancı’nın evinde bir yemekte karşılaştım ilk kez Ajda Hanım’la. Çok güzel sohbet ettik ve bana kendisi teklif etti, düet yapalım diye. Daha sonra gelişmeler Temuçin Tüzecan (Hürriyet İcra Kurulu Üyesi) üstünden oldu ve bugünlere geldik.

SEMİRAMİS UYAN, KARDEŞİNLE İFTİHAR EDECEKSİN
Nasıl çalıştınız parçaya?

Ajda İlk başta Kürtçe söyleyeceğim diye karar vermemiştim, sadece Aynur’la düet yaparız ve şarkı Türkçe olur diye düşünmüştüm. Hatta bunu ya benim albümümde ya da onun albümünde yaparız fikri vardı. Güldünya konseri söz konusu olduğunda insanlara kadına şiddet konusunu vurucu bir şekilde anlatmamız gerektiğine inandım. Konsere son dört gün kala Keçe Kurdan’ı söylemeye karar verdik. Provalara başlamadan önce sadece nakaratı söylerim demiştim fakat Aynur’un sıcaklığı beni aldı ve şarkının orta yerine bıraktı.

Aynur Sözlerin tamamını bir gecede ezberledi. Her kelimenin ne anlama geldiğini sordu, şarkının ruhunu yakalayabilmek için. Azmine nasıl hayran kaldım anlatamam.

Konserden önce yakınlarınıza danışmışsınızdır. Mesela Semiramis Hanım ne dedi?

Ajda Semiramis Hanım’ın ruhu duydu mu acaba Phuket adasında pareosuyla dolaşırken. Haberi bile yok bunlardan, canım benim...

Hálá mı yok?

Ajda Konserden sonra aldım elime yeni Blackberry’imi, ona uzunca bir mesaj yazdım. "Uyan, ben çok güzel bir gece yaşadım, kardeşinle iftihar edeceksin" diye başladım. O da bana "Beni çok gururlandırdın, canım benim. Bravo, aynen böyle devam et" dedi. Çok mutlu oldum.

Aynur, sizin aileniz ne dedi?

Aynur Bugüne kadar yüzlerce konser verdim, ailem gelip dinlemezdi ama Güldünya’ya tüm ahali gelmişti. Hepsi çok heyecanlıydı. Seninle iftihar ediyoruz, Ajda Pekkan gerçek bir süper starmış, onu boşuna sevmemişiz dediler. Annem, benim için Ajda’yı öp dedi bir de.

İkiniz de bu düeti yapmak zorunda değildiniz. İhtiyacınız yoktu. Niye yaptınız?

Aynur Gerçekten zorunda değildik ama ben genç bir sanatçı olarak Ajda Pekkan’la, Türkiye’nin en saygın starıyla düet yapma fırsatını kaçıramazdım. Bunun Kürtçe söylemekle ilgisi yok, Ajda Hanım gibi bir solistle sahnede yan yana durabilmekten söz ediyorum.

Ajda Ben Ajda Pekkan olarak zaten Ajda Pekkan’ım, söylenecek, kanıtlanacak bir şey kalmadı. Ama ülkeye renklerini veren kültürel mozaiklerin sahiplenilmesi gereken bir noktaya geldiğimizi hissettim. Bazı durumlardan rahatsız oldum bilinçaltımda. Aynur karşıma çıktığında da şunu düşündüm: Modern kadın Ajda Pekkan, hayran olduğu bir Kürt kızıyla yan yana geldiğinde bir puzzle’ın birbirine cuk oturan parçaları gibi oluruz.

BİR KÜRT KADINI İÇİN ANCAK BİR ORKİDE OLABİLİRİM
Bir Kürt kadını Ajda’yı örnek alır mı?

Ajda Niye alsın? Kendi kültüründe yaşayan, etnik ezgilerle büyümüş bir insan Ajda Pekkan’ı ancak bir orkide olarak görebilir. Ya da bir aksesuvar, belki güzel bir kıyafet! Bir an için hoşuna gidebilir, bir an için tüketmek ya da taklit etmek isteyebilir. Ama onun dışında kendine rol model alamaz. Benim şarkılarımdaki müdanaasız kadını, içinde yaşadığı erkek egemen topluma adapte edemez. Babasının karşısına çıkıp "Ben evlenmiyorum, evliliğe karşıyım, gezeceğim, kendi hayatımı yaşayacağım" mı diyecek? Aynur Dediği doğru. Kürt kadınlarının Ajda Hanım’ı örnek alabilmesi için feodalizmin yumuşaması lazım. Bunlar o kadar kolay olmuyor. Bu düetten sonra ne oldu biliyor musunuz? Ajda Pekkan, o insanların dilinde şarkı söyledi, baraj kapakları açıldı. Onu şu anda ciddi anlamda sahiplendiler. Her geçen gün bizim oralarda daha çok sevileceğinden eminim.

AYNUR’A BENİM GİBİ OLMASINI HİÇ TAVSİYE ETMEM
Kürt veya Türk şahinlerden negatif bir tepki aldınız mı?

Ajda Ben sadece çok güzel şeyler duydum. Çünkü bizimki sanatla çıkmış bir sesti.

Aynur Hiç kimse negatif bir şey söyleyemedi, çünkü biz çok sahici ve doğal bir şey yaptık.

İkinizin sahneye çıkma ritüelleri çok farklı değil mi? Aynur saçını toplayıp çıkıyor, siz en küçük aksesuvarınıza kadar hesap yapıyorsunuz...

Aynur Ben sahneye çıkmadan önce saçımı başımı makyajımı hiç düşünemiyorum. Heyecandan 10 yaş atıyorum. O sahnede ne söyleyeceğim, içime dönebilecek miyim, kendimi anlatabilecek miyim derdine düşüyorum.

Ajda Güldünya konserini izleyen bir arkadaşım bana dedi ki "Aynur’a niye söylemedin o kemeri takmasaydı keşke" diye. O sırada ben dil öğrenmeye çalışıyorum, Aynur’un kemerinin filan farkında değilim. Hiçbir kelimeyi yanlış söylememek için büyük bir panik yaşıyordum. Şimdi bakıyorum, manken gibi bir fizik... Sadece küçük rötuşlara ihtiyaç var. O şu anda sadece şarkı söylüyor, o rötuşları starlığa geçmek istediğinde yapacak. Koçluk yapmaya hazırım. Yine de şunu şuraya takmışım, bunu giymişim... Aman Allahım, kimsenin bu konularda benim kadar perfeksiyonist deli olmasını istemiyorum. Bunun doktoru varsa gerçekten gidip tedavi olmak isterim, çünkü çok yoruluyorum.

Evet görünüşünüzdeki en küçük değişikliği herkes fark ediyor ve konuşuyor.

Ajda İşte beni siz delirttiniz zaten böyle yaparak!

Siz sahnede Ajda Pekkan gibi görünmek, öyle bir divaya dönüşmek istemez misiniz? Süs püse karşı mısınız?

Ajda Benim gibi görünmesin, o çok güzel. Ben böyle olsun ister miydim? Evdeki ben ile sahnedeki ben arasında büyük fark olsun? Şizofrenik bir durum yani. Aynur normal bir insan, öyle de kalsın bence. Ben bu hastalıklı duruma alıştım, çünkü biliyorum insanlar bir illüzyonun peşine takılmayı istiyorlar. Bu illüzyonu ben yarattım ama Aynur’a tavsiye etmiyorum.

Ne tavsiye edersiniz peki?

Ajda Ruhunu temiz tutmak için görüntü kirliliği de yapmayacaksın. Her şeyin içinde olmak istemeyeceksin, kalbini dinleyeceksin. Çünkü sanat dünyasında ancak aile terbiyene dayanarak, gücünü karakterinden alarak ayakta kalabilirsin, ancak öyle erozyona uğramazsın. Öyle bir duruş sergilemelisin ki, gösterdiğin en ufak bir samimiyetten laubalilik çıkaramasınlar. Her şey birbirine karışıp Bloody Mary olmasın! Ben bunları çok yaşadım, sonunda da bazen köşeme çekildim, katılıp kaldım.